BÜYÜKELÇİ AHMET AKİF OKTAY’IN GÜL BABA VAKFI TARAFINDAN BUDAPEŞTE’DE DÜZENLENEN GALA YEMEĞİNDE YAPTIĞI KONUŞMA Hungarian Heritage House, 14 Kasım 2018

Büyükelçi Ahmet Akif OKTAY 14.11.2018

Gül Baba Vakfı’nın Saygıdeğer Yönetici ve Temsilcileri,

Basınımızın Değerli Mensupları,

Kıymetli Misafirler,

Tuna’nın incisi Budapeşte’ye, nazlı Budin’e hoş geldiniz. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Biz Türkler akraba millet olarak gördüğümüz Macarlara özellikle kültürel açıdan hep ayrı bir yakınlık duymuşuzdur. İçinde bulunduğumuz bu bina da Macar folklorunun kalbinin attığı yerdir. Halk kültürlerimiz ve geleneklerimiz arasındaki çarpıcı benzerlikleri en iyi bu mekânda görebilirsiniz.

Tarihte iki millet arasında uzun süren mücadeleler, kazanılan ve kaybedilen savaşlar oldu. Ama ortak kökenlerimiz, paylaştığımız kültürel hasletler, benzerliklerimiz farklılıklarımıza ağır bastı. Tarihleriyle barışık olan iki millet birbirlerine karşı asla kalıcı bir husumet beslemedi. Aksine, son üç yüz yıl zarfında sıkı dostlar haline gelerek bunu bugüne kadar korumayı başardılar.

Türkiye ile Macaristan arasında şimdiye kadar 17 kardeş şehir anlaşması imzalandı. Bunlar arasında İstanbul’un beş büyük ilçesi de var. Tekirdağ’daki Rakoczi Müze evi, Budapeşte’nin Kispest bölgesindeki Atatürk Parkı gibi mekânlar, keza iki ülkedeki pek çok sokak ve cadde ismi dostluğumuzun daimi birer simgesi durumunda.

Bu durumun doğal yansıması olarak resmi düzeyde de Macaristan’la son derece dostane siyasi, ekonomik ve kültürel ilişkilere sahibiz.

Bildiğiniz gibi bugün ziyaret ettiğiniz Gül Baba Türbesi’ni kısa bir süre önce Sayın Cumhurbaşkanımız ve Başbakan Orban birlikte açtılar. Gül Baba Vakfı, TİKA ve ilgili Macar kurumlarının işbirliğiyle yürütülen titiz hazırlık çalışmaları sayesinde çok güzel bir açılış törenine şahit olduk.

Sayın Cumhurbaşkanımız Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi Toplantısına katılmak üzere gelecek yıl Macaristan’ı tekrar ziyaret edecek. Bunun öncesinde gelecek ay da Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Sayın Binali Yıldırım resmi bir ziyarette bulunacak.

Üst düzeydeki her bir ziyarette yeni adımlar atılıyor, Türk-Macar stratejik ortaklığı daha da güçleniyor. Örneğin Sayın Cumhurbaşkanımızın ziyareti sırasında, halen yaklaşık 3 milyar dolar civarında seyreden ikili ticaret hacminin 6 milyar dolara çıkarılması kararlaştırıldı. Buna ilaveten Türk Hava Yolları’nın Budapeşte ile Yeni Delhi arasında doğrudan seferler başlatması konusunda ilke mutabakatına varıldı. Ayrıca bu ülkedeki Türk yatırımları da yıldan yıla artıyor ve çeşitleniyor. Karşılıklı turizm rakamları da yukarı yönlü bir gelişme trendi içinde. Tabiatıyla bu olumlu gelişmelerden büyük memnuniyet duyuyoruz.

Öte yandan resmi temasların yanısıra günümüzde spor ve kültür diplomasisi de büyük önem kazanmış durumda. Sporcularımızın katıldıkları turnuvalarda kazandıkları başarılar, sanatçılarımızın açtıkları sergiler, düzenledikleri konserler Türkiye’nin tanıtımına büyük katkı sağlıyor.

Macaristan’da bu bakımdan iyi durumdayız. Kısaca birkaç örnek zikretmek gerekirse, Cem Mansur yönetimindeki Türkiye Gençlik Filarmoni orkestrası Eylül ayında Budapeşte’de çok güzel bir konser verdi. Geçtiğimiz ay milli güreşçimiz Metehan Başar yine burada düzenlenen Dünya Güreş Şampiyonasında altın madalya kazandı. Gümüş ve bronz kazanan millilerimiz de var. Bu sonuçların olimpiyatlarda bugüne kadar 500’e yakın madalya kazanmış olan Macaristan’da elde edilmesi sağlanan başarıları daha da anlamlı kılıyor.

Bunlar sadece son birkaç ay içinde yaşadığımız, göğsümüzü kabartan gelişmeler. Kuşkusuz devam eden çok sayıda başka çalışma da var. Yunus Emre Enstitüsü’nün düzenlediği Türk dili ve sanatlarıyla ilgili kurslar ve diğer kültürel faaliyetler, Türkiye’nin Macaristan’da doğru tanınmasında büyük rol oynuyor. Yazarlarımızın Macarcaya çevrilen kitaplarına her yıl yenileri ekleniyor, Türk edebiyatının bu ülkedeki tanınırlığı giderek artıyor.

Bu çerçevede, İstanbul’daki Balassi Enstitüsü’nün düzenlediği etkinliklerle kültürel ilişkilerimize ve dostluğumuza yaptığı katkıları da takdirle karşılıyoruz.


Malumunuz Macaristan’da Osmanlı döneminden kalan pek çok tarihi yapı da mevcut. Macar halkının ve hükümetlerinin engin bir tarih bilinciyle koruyageldiği bu eserleri aslına uygun şekilde iki ülke olarak birlikte restore etmekteyiz. Bu çalışmaların semeresini üç değişik şekilde alıyoruz. İlk olarak bu şekilde sadece kendi geçmişimize değil, insanlığın ortak kültürel mirasına da sahip çıktığımızı göstererek başka ülkelere örnek oluyor, onları da benzer politikalara özendiriyoruz. İkinci olarak bu çalışmalar halklar arasında karşılıklı saygı, sevgi, ilgi ve dostluğu daha da pekiştiriyor. Üçüncü olarak restorasyon projeleri turizmi teşvik ediyor, istihdam yaratıyor, yani ekonomik alanda bir artı değer anlamına geliyor.

İşte bu amaçlara hizmet edecek bir proje olarak geliştirilen ve geçen ay açılışı yapılan Gül Baba Türbesi de Türk-Macar kültürel işbirliğinin en son somut meyvesi oldu.

Proje maliyetinin yarısı, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı vasıtasıyla Hükümetimiz tarafından karşılandı. Macar makamlarıyla her aşamada yakın işbirliği içinde çalışılarak projenin zamanında tamamlanmasına gayret edildi. Sonuçta iki ülkenin de iftihar edebileceği güzellikte, dört dörtlük bir Gül Baba külliyesi ortaya çıktı. Budin’in gözcüsü Gül Baba’nın hatırasının gelecek nesillerce de yaşatılması bu şekilde güvence altına alındı.

Gül Baba Türbesi’nin önümüzdeki dönemde belki eskisinden de yoğun biçimde gerek Türk turistlerin gerek Macar halkının sıcak ilgisine mazhar olacağından kuşku duymuyoruz.

Macaristan’ın değişik şehirlerinde restorasyon bekleyen başka eserler de var. İmkânlarımız ölçüsünde bu projeleri de desteklemeye devam edeceğiz.

Tanıtım konusu bu gibi projelerin kuşkusuz en önemli boyutlarından birini oluşturuyor. Kültürel çalışmaların kitlelere iyi tanıtılmasını en başta verilen emeklerin hak ettiği takdirin bir gereği olarak görüyoruz. Ancak medya desteği bu çalışmaların kamuoyuna mal edilmesi, finansman temininin kolaylaştırılması ve dolayısıyla projelerin sürdürülebilir kılınması bakımından da büyük önem arz ediyor.

İşte medyanın buradaki rolü ve katkıları vazgeçilmez önemde. Gerek resmi imkânlarla desteklenen projelerin gerek sporcu ve sanatçılarımızın kurumsal veya bireysel başarılarının geniş kitlelere duyurulmasında medyanın desteğine, yani sizlere güveniyoruz. Bizlere bugüne kadar sağladığınız bu desteği bundan sonra da esirgemeyeceğinize inanıyoruz.

Bu düşüncelerle, Gül Baba Vakfı’nın değerli mensuplarına düzenledikleri bu güzel gala yemeğinde bizi bir araya getirmelerinden ve bana da sizlere hitap etme imkanı sağlamalarından dolayı teşekkür ediyor, hepinize tekrar saygılar sunuyorum.