BÜYÜKELÇİ AHMET AKİF OKTAY'IN TİKA BUDAPEŞTE KOORDİNATÖRLÜĞÜ TARAFINDAN DÜZENLENEN İFTAR PROGRAMINDA YAPTIĞI KONUŞMA

Büyükelçi Ahmet Akif OKTAY 05.06.2018

BÜYÜKELÇİ AHMET AKİF OKTAY’IN TİKA BUDAPEŞTE KOORDİNATÖRLÜĞÜ TARAFINDAN DÜZENLENEN İFTAR
PROGRAMINDA YAPTIĞI KONUŞMA

Macar Bilimler Akademisi, 5 Haziran 2018

Değerli Konuklar,

Hepinize iyi akşamlar diliyor ve saygılar sunuyorum. Bu güzel iftar sofrasında bu kadar çok Macar dostumuzla ve TİKA’ya gönül ve destek veren vatandaşlarımızla bir araya gelmekten mutluluk duyuyorum.

Ev sahibimiz TİKA’nın gerek Macaristan’da mukim gerek Türkiye’den gelen yönetici ve mensuplarına bu anlamlı etkinliği, bu tarihi binada böylesine zengin bir içerikle düzenledikleri için teşekkür ediyorum.

Ramazan ayı, bizden daha az şanslı insanlara yardım elini daha fazla uzattığımız, onlarla daha fazla empati yaptığımız, paylaşma kültürümüzün daha fazla ön plana çıktığı, kutlu bir aydır. Türkiye’nin küresel markalarından biri haline gelen TİKA’nın kuruluş felsefesi de aynı temellere dayanmaktadır.

Tanıtım filmlerinde de izlediğimiz gibi, TİKA bugüne kadar sağlıktan eğitime, tarımsal kalkınmadan tarihi eserlerin restorasyonuna kadar pek çok alanda binlerce proje gerçekleştirdi. Bu şekilde dünyanın dört bir köşesindeki pek çok ülkenin kalkınmasına önemli katkılarda bulundu. Yani Türkiye’nin vicdanının sesi ve karşılık beklemeden yardım uzatan eli oldu.

Bildiğiniz gibi Türkiye uzun yıllardır dış politikasında insan odaklı bir yaklaşım izliyor. Bunun en çarpıcı örneği ülkelerindeki iç savaştan kaçan yaklaşık 3.5 milyon Suriyeliye kucak açmamızdır.

Bir başka çarpıcı örnek de insani ve kalkınma yardımlarımızın ulaştığı boyuttur. Türkiye’nin resmi kalkınma yardımlarının tutarı 2017 yılında 8 milyar doları aştı. Bu rakam bir önceki yıla göre yüzde 25’lik bir artışı temsil ediyor. Kalkınma yardımlarımızın milli gelirimize oranı da, Birleşmiş Milletlerce hedef olarak belirlenen binde 7’yi aşarak binde 9,5’a ulaşmış durumda.

Kısacası Türkiye dünyadaki en cömert donör ülkeler listesinde artık en üst sıralarda yer alıyor. Peki bir çok gelişmiş ülke dış yardım programlarında kesintiye giderken biz bunu niye yapıyoruz?

Herşeyden önce, giderek küçülen dünyamızda sınır tanımayan küresel sorunların sayısı da hızla artıyor. Özellikle en az gelişmiş ülkelerde milyonlarca insan hala açlık, susuzluk, salgın hastalık, yoksulluk, geri kalmışlık gibi sorunlarla boğuşmakta. Bu sorunlar aynı zamanda potansiyel veya fiili birer istikrarsızlık kaynağı durumunda.

Açların karnını doyurmayı, susuz köylere temiz içme suyu götürmeyi, okulu olmayan çocukları okutmayı, en temel sağlık hizmetlerinden mahrum hastalara şifa sağlamayı, yoksulluğun pençesinde hayatta kalma mücadelesi veren toplumlara yardım eli uzatmayı öncelikle insani, ahlaki ve vicdani bir görev olarak görüyoruz.

Ayrıca, çözümsüz bırakılması halinde bu gibi sorunların, şekil değiştirerek, şu veya bu şekilde tüm dünyayı etkilediğini de, yaşadığımız tecrübelerle artık biliyoruz. Dolayısıyla tüm ülkelerin el elele vererek artık kalkınma sorunlarına kalıcı çözümler üretmeleri gerekiyor.

İşte Türkiye dış yardımlarını bu anlayışla sürdürüyor ve Türkçe bir deyimle “taşın altına elini koyuyor.” Yani üzerine düşen sorumluluğun gereğini yerine getiriyor.

Yine bu anlayışın bir tezahürü olarak, 2016 yılında Birleşmiş Milletler’in Birinci Dünya İnsani Zirvesine İstanbul’da ev sahipliği yaptık. Büyük kısmı Afrika’da bulunan En Az Gelişmiş Ülkelerin sorunlarını bütün uluslararası platformlarda dile getirerek çözüm yolları önerdik. Afrika Birliği ile 2008 yılında Stratejik Ortak olduk ve Türkiye-Afrika Ortaklık Zirvelerini başlattık. Üçüncü Zirve de gelecek yıl İstanbul’da yapılacak.

Macaristan’ın da Afrika kıtasına artan bir ilgi gösterdiğini biliyor ve Afrika ülkelerinin kalkınmalarına yaptığı katkıları takdirle karşılıyoruz.

Türkiye ve Macaristan arasında her alanda mükemmel ikili ilişkiler mevcut ve bundan büyük memnuniyet duyuyoruz. İki ülke önümüzdeki dönemde bu işbirliğini Afrika’ya da taşımayı öngörüyorlar. Kıtadaki işbirliğimizin ortak amaçlara daha hızlı ulaşmamızı sağlayacak yeni bir sinerji yaratacağına inanıyoruz.

Türk-Macar işbirliğinin en güzel meyvelerinin alındığı alanlardan biri de Macaristan’daki Osmanlı eserlerinin restorasyonuna yönelik projelerdir.

Ortak tarihimizin günümüze kadar gelen simgelerini aslına uygun şekilde restore etme konusunda aynı iradeye sahibiz. Bu durum kuşkusuz her iki ülkenin tarihlerine sahip çıkma bilincini ve duyarlılığını yansıtıyor.

Ancak sözkonusu eserlerin korunup yaşatılması turizme yapacağı katkı dolayısıyla ekonomik açıdan da önem taşıyor. Bu projeler ayrıca iki ülke halkları arasında mevcut, karşılıklı saygı ve sevgiye dayalı dostane ilişkilerin korunmasına ve giderek güçlendirilmesine de hizmet ediyor.

Dolayısıyla, TİKA ile Macar ortakları ve proje paydaşları arasındaki verimli işbirliğinin önümüzdeki dönemde de kesintisiz sürmesini arzu ve ümit etmekteyiz.

Bu vesileyle, TİKA’nın faaliyetlerine sağladıkları destek ve sergiledikleri işbirliğinden dolayı ilgili tüm Macar makamlarına buradan bir kez daha teşekkür etmek istiyorum.

Sözlerimin sonunda bu etkinliği düzenleyen TİKA yetkililerine tekrar takdirlerimi sunuyor, katılımınızdan dolayı sizlere teşekkür ediyor, Ramazan ayının ülkelerimize sağlık, mutluluk, huzur ve bereket getirmesini diliyorum.