Macaristan Ekonomisi ve Dış Ticareti, 23.3.2018

23 Ekim 1989 tarihinde parlamenter demokrasi rejimine geçen Macaristan, bu tarihten sonra merkezi planlamaya dayalı ekonomiden serbest piyasa ekonomisine geçiş amacıyla kapsamlı bir ekonomik dönüşüm süreci başlatmıştır.

31 Mart 1994 tarihinde tam üye olmak üzere Avrupa Birliği’ne başvuran Macaristan’ın AB üyelik süreci de Macaristan ekonomisine göreceli bir dinamizm kazandırmıştır. Bu süreçte liberalleşme, özelleştirme ve istikrarın sağlanması öncelikleri oluşturmuştur. 90’lı yılların başında dış ticaretle ilgili idari engeller kaldırılmış, doğrudan yabancı dış yatırımlar için uygun ortam yaratılmış, dövizle işlemler aşamalı olarak liberalleştirilmiş, Macar para birimi Forint 1996’da konvertibl hale getirilmiş ve dövizle işlemlerin liberalleştirilmesi süreci 2001’de tamamlanmıştır.

2004 yılında AB’ye tam üye olan Macaristan, geçtiğimiz dönemde yabancı yatırımcıların ilgi odağı olmuş, doğrudan sermaye yatırımları ve likidite girişleri ile bölge ülkelerine göre daha hızlı bir ekonomik başarı yakalamıştır.

Ancak, kısa sürede sağlanan hızlı gelişmeye karşılık, ülkedeki yapısal sorunlar devam etmekte olup, AB üyeliği bir anlamda yapısal sorunların çözümü için “sihirli değnek” olmamıştır. Diğer bir deyişle, serbest piyasa ekonomisi ve demokrasiye geçilmesi bağlamında ilerleme sağlanmış olsa da, sürecin henüz tamamlanmadığı görülmektedir. Bu bağlamda özellikle, eğitim, sağlık, ulaşım, belediye hizmetleri gibi alanlara önemli miktarda devlet kaynağının aktarılması ve özellikle, bu kaynakların etkinlikten uzak kullanımı,ekonomi üzerinde önemli yük oluşturmuştur.

Bunun sonucunda ortaya çıkan yüksek bütçe açıkları nedeniyle, ekonomi yavaşlamış, büyüme hızı azalmış ve ekonomik göstergeler giderek olumsuz bir seyir izlemeye başlamıştır.Ekonomideki yavaşlama eğiliminin,Macar Hükümeti tarafından bütçe açığının azaltılmasına yönelik olarak alınan ekonomik önlemlerin yanı sıra, fiyatlar ve ücretler arasında iç talebin azalmasına yol açan etkileşimden kaynaklanmış olabileceği değerlendirilmektedir.

Nitekim 2006 seçimleri sonrasında iktidara gelen Sosyalist Parti-Hür Demokratlar koalisyonunca sıkı istikrar tedbirleri uygulamaya konmuştur. Uygulanan ekonomik program, öncelikle, Macaristan’ın büyüme oranına olumsuz şekilde yansımış, 2007 yılında kaydedilen yıllık yaklaşık % 1 dolayındaki büyüme hızı, Macar ekonomisinin son 11 yıllık dönemde gerçekleştirdiği en düşük oranlı büyüme olarak gerçekleşmiştir.

Macar ekonomisi, 2007 yılının ardından 2008 yılını da kırılgan bir yapıda geçirmekte iken, 2008 yılının Eylülayında baş gösteren küresel ekonomik krizin etkilerine maruz kalmıştır. Öyle ki, Macaristan sözkonusu küresel ekonomik krizden en fazla etkilenen Avrupa ülkesi olmuştur. Krizin etkileri ile tek başına mücadele edemeyeceğine inanan hükümet, 29 Ekim 2008 tarihinde IMF ile birstand-by anlaşması imzalamak durumunda kalmıştır. Sonuç olarak Macar Hükümeti 2008 yılının son aylarında IMF’den 12,5, AB’den 6,5 ve Dünya Bankasından 1 milyar Avro olmak üzere, toplam 20 milyar Avro tutarında kredi sağlanmıştır.

Stand-by Anlaşmasının onaylandığı Kasım 2008 tarihinden bu yana Macar ekonomisi, finansal sürdürülebilirlik ile ekonomik istikrarın temini yönünde önemli gelişmeler kaydetmiştir. Bu çerçevede, bir taraftan, kamu harcamaları azaltılarak şeffaf bir hale getirilirken bir taraftan da finansal sektörde, bankacılık faaliyetleri takibe alınmış ve piyasaları güçlendirmeye yönelik bankacılık düzenlemelerinin çerçevesi oluşturulmuştur.

Tüm bu önlemlere karşın Macar ekonomisi 2009 yılında %6.2 oranında küçülmüştür. Zira, reel ücretlerdeki artışın tüketici fiyatlarındaki artışın gerisinde kalması, emeklilik ve diğer pekçok sosyal yardımlardaki hissedilir düşüşler, kredi piyasasındaki belirsizliklerle birleşince hanehalkı tüketimi 2009 yılında, ekonomideki küçülmenin de ötesinde, %8 oranında düşmüştür. Böylece Macaristan’da peşpeşe üç yıldır izlenen hanehalkı tüketimindeki düşüş, 2007 ve 2008’deki oranların (sırasıyla, %1.6 ve %0,6) çok üzerinde bir görünüm sergilemiştir.

2010 yılının Nisan ayındaki genel seçimler sonucunda siyasi iktidar Sosyalistler’den, Viktor Orban liderliğindeki merkez sağ FİDESZ Partisi’ne geçmiştir. Parlamento’da üçte ikilik çoğunluğu ele geçiren yeni hükümet önceleri IMF ile yeni anlaşmalar yapmayı reddetmiş, ancak gittikçe artan dış borçlar ve ekonomik istikrarsızlık sonucunda AB/IMF’den kredi talebinde bulunmak zorunda kalmıştır. Bununla birlikte, 2012 yılının başında yürürlüğe giren yeni Anayasa ve buna bağlı olarak çıkartılan yeni yasaların bir bölümü Avrupa kuruluşları ve uluslararası finans kurumları tarafından eleştiriye tabi tutulmakta, bunlar AB değerlerlerine uygun olarak değiştirilmediği takdirde kredi müzakerelerinin başlamasının mümkün olamayacağı ifade edilmektedir.

Ülkede son yıllarda uygulanan mali programlar sayesinde, finansal sürdürülebilirlik ile ekonomik istikrarın temini yönünde önemli gelişmeler kaydetmiştir. Bu kapsamda, bir taraftan, kamu harcamaları azaltılarak şeffaf bir hale getirilirken bir taraftan da finansal sektörde, bankacılık faaliyetleri takibe alınmış ve piyasaları güçlendirmeye yönelik bankacılık düzenlemelerinin çerçevesi oluşturulmuştur.

Macar ekonomisinde 2013 yılında yeniden canlanma sağlanmış ve büyüme % 1,5 civarında olmuştur. 2014 yılında Macar ekonomisi % 3,7 oranında büyümüştür. 2006 yılından beri gerçekleşen en hızlı yıllık büyümedir. 2015 yılında 2,9, 2016 yılında 2,5, 2017 yılında ise 2,7 oranında bir büyüme kaydedilmiştir.

AB üyesi olduktan sonra başta Almanya, Hollanda, Avusturya olmak üzere yabancı yatırımcıların Macaristan’a ilgisi artmıştır. Yapılan yoğun özelleştirmelerle birlikte Doğrudan Yabancı Sermaye (DYS) stoğu, 2016 yılında yaklaşık 75,5 milyar avro olmuştur.

Öte yandan, Serbest piyasa ekonomisine geçişle birlikte uygulanan liberal politikalar, ülkenin dış ticaretinin gelişmesinde etkili olmuş, 2012 yılında 73,297 milyar avro olan ithalatı, 2017 yılında 92,5 milyar avro olmuş, 2012 yılında 79,9 milyar avro olan ihracat ise 2017 yılında 100 milyar avro yu aşarak 100,5 milyar avro ya ulaşmıştır. Dolayısıyla Macaristan dış ticareti yıllardır ticaret fazlası vermektedir.

Macaristan’ın ithalatında%21’lik payla Almanya’nın ilk sırayı aldığı, bunu Çin ve Polonya’nın takip ettiği ve Türkiye’ninise %1,3payla 19. sırada yer aldığı görülmektedir.

Macaristan ihracatında da Avrupa’ya bağımlı bir ülke durumundadır. Macaristan’ın ihracatında %27’lik pay ile Almanya ilk sıradadır, bunu Romanya ve İtalya takip etmektedir. %1,8 ile Türkiye’ye İhracatı ise 15 . sırada yer almaktdır.